EMEKTEN, HALKTAN, BARIŞTAN VE EKOLOJİDEN YANA BİR BÜTÇE İSTİYORUZ!

EMEKTEN, HALKTAN, BARIŞTAN VE EKOLOJİDEN YANA BİR BÜTÇE İSTİYORUZ!

 

KESK Antalya Şubeler Platformu olarak 18 Kasım 2021 tarihinde Defterdarlık önünde “sefalet ücretine mahkum olmayacağız, emekten, halktan, barıştan yana bir bütçe istiyoruz!” konulu basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı yürütme adına BES Şube Başkanı Devrim MOL okudu.

Emeği ile geçim mücadelesi veren milyonlar olarak hayatın her geçen gün daha zorlaştığı bir süreçten geçiyoruz. Her gece acaba yarın nelere zam gelecek, döviz, altın rekor yenileyecek mi, eriyen maaşlarımızla nasıl geçineceğiz endişesi ile yatıyor, her sabah paramızın döviz karşısında pula döndüğü, yoksulluğun, işsizliğin daha da derinleştiği güne uyanıyoruz.

Ve bu süreçte TBMM’de hepimizin geleceğini yakından ilgilendiren 2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi görüşülüyor.

Kaynakların dağıtılması ve bütçe gelirlerinin toplanması ülke gerçekleri üzerine planlanması gerekirken yoksul halkın ve emekçilerin taleplerinin yer almadığı, işsizliğin, yoksulluğun ve hayat pahalılığının yok sayıldığı aynı tas aynı hamam bir bütçe tasarısı ile karşı karşıyayız.

Bugün milyonların temel gündemi iğneden ipliğe her şeye devam eden zam yağmurudur. Bugün milyonlarca emekçinin temel gündemi TL’nin döviz karşında değer kaybı ile gelirinin, ücretinin, maaşının her geçen gün mum gibi erimesidir.

Enflasyon her geçen gün artmaktadır. Sokakta, çarşıda, mutfakta yaşadığımız hayat pahalılığı TÜİK’in açıkladığı sanal rakamların çok daha üzerindedir.

Açlık ve yoksulluk sınırı hızla artmaya devam etmektedir. Türk-İş verilerine göre; dört kişilik bir ailenin açlık sınırı Ekim ayı için 3.93,20 TL’ye yükselmiş, yoksulluk sınırı  10.000 TL yi aşmışken, yıllardır olduğu gibi bu yıl da bütçe, ülke kaynaklarının, emekçilerden, halktan alınan vergilerin sermayeye-patronlara, yandaşlara aktarılmasının bir aracı olmaya devam etmektedir.

Kamu Özel İşbirliği adı altında yürütülen ‘müşteri garantili’ projelere 2019 bütçesinde 9,7 Milyar TL, 2020 bütçesinde 18,9 milyar TL, 2021 bütçesinde 34,5 milyar lira ayrılmıştır. 2022 bütçesinden ise en az 42 Milyar TL ayrılması bekleniyor. En az diyoruz, çünkü döviz üzerinden müşteri garantisi verilen bu projelere bütçede öngörülenden çok daha fazla bir kaynak aktarılması ihtimalinin yüksekliğini görüyoruz.

Söz konusu hedefler bugüne kadar bütçe gelirlerinin omurgasını oluşturan vergilerin üçte ikisi omuzlarına yıkılan bordroluların yükünün daha da artacağını net olarak ortaya koymaktadır. Toplanan vergilerin nerelere, kimlere kaynak olarak aktarılacağına baktığımızda emekçilere, halka yol, su, elektrik olarak dönmeyeceği de görülmektedir.

Bütçe görüşmeleri devam ederken milyonlarca emekçinin kaderini belirleyecek olan Asgari ücret görüşmeleri de başlayacaktır. Açlık sınırının altında bir ücretle yaşamaya mahkum edilen emekçi kardeşlerimizle de Asgari değil insanca yaşanabilecek ücret mücadelesinde de birlikte olacağız.

AKP İktidarı Döneminde Kadın Emeği Sömürüsü artmış, özellikle pandemi sürecinde en fazla yoksullaşan, istihdamdan koparılan işsiz kalan, daha fazla ücretsiz ev içi emek ve bakım emeği harcamak zorunda bırakılan yine kadınlar olmuştur. Dolayısıyla, tüm kadınların eğitim ve gelir getirici istihdam imkânlarının arttırılarak yoksulluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik politikalara yer veren, kadın emeği üzerindeki çifte sömürüyü ortadan kaldırmaya dönük önemlerle ekonomik anlamda güçlenmelerini hedefleyen Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçelemeye olan ihtiyaç çok daha yakıcı hale gelmiştir.

Değerli Basın Emekçileri,

Bizler iktidardaki partinin memuru değil kamu emekçisiyiz, ürettiğimiz kamu hizmetinin karşılığında maaş alıyoruz. İnsanca bir yaşam sürdürebileceğimiz maaş kadar çalıştığımız kurumlarda adalet ve eşitliğin hayata geçmesi öncelikli talebimizdir. İki seçim arasına sıkıştırılan ek gösterge talebimizde de durum farklı değil, öncelikle siyasi iktidar tarafından sınırlanan şekliyle 3600 ek göstergenin kamuda eşitsizliği derinleştireceği ortadadır. Tüm kamu emekçilerinin çalışırken elde ettiği gelirlerinin emekliliğe de yansıtılmasının güvence altına alınması esas talebimizdir. Adil bir ek gösterge sistemi pansuman tedavi ile geçiştirilemeyeceği gibi geleceğimizin seçim malzemesi yapılmasına da izin vermeyeceğiz. Aynı zamanda emek hırsızlığına dönüşen, kadrolaşmanın aracına dönüşen mülakat uygulamalarının kaldırılması kariyer ve liyakat ilkesinin hayata geçmesi için mücadele etmeye devam ediyoruz.

Değerli Basın Emekçileri;

Mevcut gelir dağılımı adaletsizliğini daha da derinleştiren,

Yıllardır omuzlarımıza yıkılan vergi yükünü daha fazla artıran,

Pandemiden etkilenen milyonların temel gelir güvencesi talebine yer verilmeyen,

Bunun yerine bizim cebimizden alıp işverenlere-patronlara, yandaş müteahhitlere teşvik, prim desteği , ‘hazine garantisi’, faiz olarak aktarmayı, savunma ve güvenlik adı ile savaş harcamalarını artırmayı temel alan bu BÜTÇEYİ KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR!

İçinde bulunduğumuz olağanüstü koşullarda dar gelirlilerin, ücretli kesimlerin salgından korunarak nefes almasını ve insanca bir yaşam sürmesini sağlayacak, EMEKTEN, HALKTAN, BARIŞTAN VE EKOLOJİDEN YANA BİR BÜTÇE İSTİYORUZ!

BUNUN İÇİN:

  • Bütçe hakkımız önündeki engellerin kaldırılmasını,
  • Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmesini,
  • Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını,
  • Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini,
  • Yıllardır “satış sözleşmeleri” ile oluşan mali kayıplarımızın yaşanan gerçek hayat pahalılığı ve yoksulluk sınırında yaşanan artış temel alınarak telafi edilmesini,
  • Ücretli kesimler olarak bizlerin omuzlarına yıkılan vergi yükünün hafifletilmesini, bunun için gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesini, tüketimden alınan dolaylı vergilerin düşürülmesini, kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını,
  • Başta salgın koşullarından en çok etkilenen kadınlara olmak üzere, herkese yaşanabilir bir ücret düzeyinin altında olmamak kaydıyla “temel gelir güvencesi” verilmesi için bütçeden kaynak ayrılmasını,
  • Geçsek de geçmesek de, hizmet alsak da almasak da otoyolların, köprülerin, şehir hastanelerinin müteahhitlerine parası bizim cebimizden çıkan hazine garantilerine son verilmesini,
  • Temel tüketim maddelerine son iki yıl içinde yapılan zamların geri alınmasını, söz konusu maddelerden alınan KDV’nin sıfırlanmasını,
  • Savunma ve güvenliğin daha fazla silahlanmaktan değil, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işletilmesinden, adaletin tesisinden geçtiği gerçeğinden hareketle ülke kaynaklarının barış ve demokrasi için kullanılmasını,
  • İş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesini, herkese güvenceli iş ve güvenli gelecek sağlanmasını,
  • Kamusal sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminin güçlendirilmesini,
  • Her türlü ek ödemenin emekli aylığına dahil edilmesi ve adil bir ek gösterge sistemi oluşturulmasını,
  • Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu, grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemine geçilmesini İSTİYORUZ.

Kısacası yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz kaynakların insanca bir yaşam, çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz.

Bu talepler sadece bizim değil milyonların talepleridir. Bu nedenle başta Kamu Emekçileri olmak üzere yıllardır yok sayılan, pandemi koşullarında korumasız bırakılarak işsizliğe, yoksulluğa terk edilen milyonları taleplerine sahip çıkmaya, halktan emekten yana bir bütçe, insanca yaşam mücadelesinde omuz omuza vermeye çağırıyoruz!

Eşitlik, adalet, demokrasi ve barış mücadelesini yükselterek devam ettireceğiz.

İnsanca bir yaşamı direne direne kazanacağız!

Eşitlik ve adalet istiyoruz! ALACAĞIZ!

Sendikamızdan Haberler