5. KESK KADIN MECLİSİ SONUÇ BİLDİRGESİ

19-20 Eylül 2015 tarihinde Ankara'da yapılan 5. KESK Kadın Meclisi toplantısı sonuç bildirgesi ve ‘KESK Cinsel Tacize Karşı Politika Belgesi’ yazımız devamındadır.

 

 

5. KESK KADIN MECLİSİ SONUÇ BİLDİRGESİ

 

Meclisimiz, 19-20 Ekim 2015 tarihlerinde Sendikamız EĞİTİM SEN Konferans Salonu’nda,115 katılımcı ile “Siyasal ve Sendikal Sürecin Değerlendirilmesi, Önümüzdeki Döneme İlişkin Mücadele Programı ve Eylem Takviminin Görüşülmesi” gündemiyle 5. Olağan Toplantısını gerçekleştirmiştir.

 

5.KESK Kadın Meclisimiz,  bu savaş sürecinde katledilen yoldaşlarımıza adanmıştır.

 

Bir yıl önceki meclis toplantımızda sınırımızdaki savaşlardan ve bu savaşlardaki direnişlerden söz etmiştik. Ne yazık ki şu günlerde sarayın ve AKP’nin yeni savaş konseptinin ve AKP’nin tek parti iktidarında bu konsepti hayata geçirebilmek için yaptığı yasal değişikliklerin sonucunu yaşıyoruz.7 Haziran seçimleri sonrasında devreye konulan yeni savaş konsepti ile Suruç’ta 33 devrimci insanımız katledilerek düğmeye basıldı ve tüm ülke savaş alanına çevrildi.1Kasım seçimlerine giderken bu savaşın ve şiddetin tırmandırılacağı çok açık. Savaş gladyosu tarafından tezgâhlanan kirli savaş oyunları ile tek adam rejimi dayatılmak isteniyor. Kürt halkına karşı yürütülen imha temelli operasyonlara, göz altılara, tutuklamalara ve baskılara karşı halkın kendini savunma, tekçi, faşizan ve otoriter anlayışa karşı kendi kendini yönetme iradesi, çatışmasızlık sürecinin sona erdirilmesinin nedeniymiş gibi gösterilerek kirli iktidar emelleri örtbas edilmek isteniyor.

 

Bu konseptten çıkmanın tek yolu ise barış. Barışa en çok ihtiyaç duyanların başında biz kadınlar geliyoruz. Çünkü biliyoruz ki savaşlar, kadın bedeni üzerinden gerçekleşiyor ve erkek egemen sistemin sürdürülebilirliğinin en önemli aracıdır. Savaş beraberinde ırkçılık, militarizm, cinsiyetçiliği de arttırıyor. Nitekim erkek egemen savaşın ırkçı ve cinsiyetçi yüzü Varto’da öldürülen Ekin Van’ın çıplak bedeninin teşhir edilmesiyle bir kez daha açığa çıktı. Biz emekçiler 13 yıllık AKP iktidarı boyunca bu savaşın her boyutunu yaşadık. Yaşamaya da devam ediyoruz. Bugün Kürt Halkına karşı en kirli yöntemlerle yürütülen bu korkunç savaş asıl olarak sadece Kürtlere değil, emekçilere, doğaya, kadınlara, gençlere, bilime, farklı inanç gruplarına, farklı cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi olanlara ve tüm Türkiye Halklarına karşı yürütülen topyekûn bir savaştır.

 

Emperyalizmin Ortadoğu çıkarları, kapitalizmin yapısal krizi ve AKP'nin iktidar krizinden çıkmak için halkları birbirine kırdırtma politikaları bize sadece ölüm getiriyor. Bu savaş ortamının yarattığı şiddet bir yönüyle de yaşamsal sorunlarının üstünü örtmekte araç olarak kullanılmaktadır. Her gün en az beş kadın katledilmeye devam ederken, kadın cinayetleri, taciz ve tecavüz görünmez kılınarak kadına yönelik her türlü şiddet meşrulaştırılmak istenmektedir. Yaşanılan ekonomik sorunlar, iş cinayetleri, demokratik hak talepleri, siyasal hak ve özgürlük talepleri görmezden gelinerek bu taleplerle sesini yükselten herkese şiddetle karşılık veriliyor. Karadeniz 'de doğa ve yaşam alanını korumak için sesini yükselten kadınlara gösterilen muamele, yaz aylarında yaşanan TİS sürecinde emekçilerinin taleplerinin görmezden gelinmesi, Memur Sen ile AKP hükümeti arasında yaşanan '' satış sözleşmesinin" kamuoyunda hak ettiği tepkiyi görmemesi, buna tepki gösteren emekçilere şiddetle karşılık verilmesi, Kadın taleplerinin sözleşmede hiç yer almaması ve KESK kadın sekreterimizin kadın taleplerini dillendirilmesine izin verilmemesi bunlardan bağımsız olarak değerlendirilemez.

AKP hükümetinin bu saldırılarda yargı ve medyayı kullanma biçimi toplumsal algının erkek akıl ile oluşturulmasını desteklemektedir. Bize düşen mücadele ve barışta ısrar etmektir. İnadına barış demek, sokaklara daha çok çıkarak sesimizi yükseltmek ve barışın en geniş cephesini örmektir.

 

Bu mücadele de tüm farklılıklarımızla bir arada olduğumuz örgütümüz KESK’le yol alıyoruz. Kadın ve emekçi olmanın yarattığı ortak paydada erkek egemen sisteme ve onun iktidarlarına karşı mücadele etmiş köklü bir geleneğe sahibiz. Kadın özgürlük mücadelesinde nice değer yaratmış bir örgüt olarak gelinen aşamada sistemin derinlikli saldırılarına karşı mücadele etmede diğer kadın örgütleriyle de mücadeleyi büyütmeyi esas alıyoruz.

 

Barışın toplumsallaştırılmasının hayati önem taşıdığını biliyoruz. Savaşın emekçiler, kadınlar gençler, üzerindeki yıkıcı etkilerini hepimiz hissediyoruz. Emek mücadelesini barış ve özgürlük mücadelesi ile harmanlamak zorundayız. Zira emekçiler üzerindeki baskıların, işsizliğin, güvencesizliğin, yoksulluğun, emeğin taleplerinin görmezden gelinmesinin, satış sözleşmelerinin gerekçesi ve sonucu savaştır.

 

Konfederasyonumuza bağlı sendikalar ve üyelerimiz üzerindeki baskı ve şiddeti tam bu noktada değerlendirmek zorundayız. Başta sağlık emekçilerinin savaş ortamında yaşadığı saldırılar, yaralanan açığa alınan istifaya zorlanan arkadaşlarımız için barış mücadelesini emek mücadelesiyle yükseltmek görevimizdir. Emekçiler Cizre’de nöbet çıkışı evine giderken katledilen Eyüp Ergen için, Suruç'ta barışa köprü olduğu için katledilen Süleyman Elçi için sesini yükseltmek zorundadır. Emekçiler kışlaya çevrilen okulları ve hastaneleri için sesini yükseltmek zorundadır. Bu yüzden Kadın Meclisimiz konfederasyonumuzun almış olduğu 10 Ekim merkezi Barış Mitingi kararını çok olumlu bularak, mitingin hepimizin yoğunlaşarak büyüteceği bir ses olması için gereken sorumluluğu yerine getireceğini beyan etmiştir. Kitlesel katılımı büyütmeyi esas alarak, TMMOB, TTB, DİSK gibi konfederasyonların yanı sıra kadın örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve diğer toplumsal kesimlerin katılımı için çaba sarf edileceği vurgulanmıştır.

 

Meclisimiz savaş ve şiddet ortamında başlayacak olan yeni eğitim öğretim yılının başında tekçi, mezhepçi eğitim anlayışına karşı, laik demokratik, anadilde eğitim, zorunlu din derslerinin kaldırılması, eğitim ve yaşam alanlarının muhafazakârlaştırılmasının engellenmesi ve savaşa karşı boykot dâhil, yapılacak eylem ve etkinliklerinin KESK bütünlüğünde güçlendirilmesi önerisinde bulunmuştur.

 

Kadın meclisimiz sürece yeterince cevap olamama konusunda yaşanan eksikliklerin giderilebilmesi için, daha güçlü bir kadın örgütlenmesine ihtiyaç olduğu tespitini yaparak, kollektif çalışmanın ve demokratik katılımın önemini vurgulamıştır. Bu nedenle, kadınlarla ilgili yapılacak tüzüksel ve yapısal değişikliklerin örgütün kadın üyelerinin dolayımından geçirilerek yeterli tartışma ve ortaklaşma zeminlerinin sağlanması oldukça önemlidir.

 

Savaşın olanca yakıcı olduğu bir süreçte toplanan meclisimiz, savaşa karşı ortak ve güçlü bir mücadele yürütmenin gerekliliği vurgusu yapılarak, 25 Kasım ve 8 Mart'a uzanan bir barış mücadelesinin programlanmasının açığa çıkmıştır.  Savaş sürecinden dolayı, doğal olarak tek gündem üzerinde yoğunlaşan değerlendirmeler nedeniyle, Kadın meclisi yönetmeliği gereği yılda en az bir kez toplanan meclisimizin, ihtiyaç duyulması halinde ocak ayı içerisinde bir kez daha bir araya gelinebileceği önerilmiştir.

 

 

 

 

Tüm bu değerlendirmeler ışığında;

 

 

1)      10 Ekim barış mitinginde kadınların barış taleplerinin görünür olmasını sağlayacak, işyerlerinden başlayan bir örgütlenme yapılması ve gerekli materyallerin hazırlanması,

 

2)      10 Ekim mitingi öncesi yerellerde eş zamanlı eylemlerle mitingin güçlendirilmesi

 

3)      Saraya ve sarayın İktidarının tüm yaşam alanlarımıza açtığı savaşa karşı çeşitli kollardan başlayarak bir merkezde birleşecek kadın yürüyüşü planlanmasına

 

4)      Kadınların barış taleplerinin sosyal medya ve diğer iletişim araçları ile görünür kılınması.(kısa video, kadınlara barış mektubu, sticker vb)

 

5)      Çatışma bölgelerindeki kadınlarla dayanışma amaçlı ziyaretlerin örgütlenmesi

 

6)      TİS sürecinin ve bu süreçte karşılanmayan kadın taleplerimizin, KESK kadın sekreterine karşı geliştirilen hükümet ve yandaş sendikaların tavrının görünür hale getirilmesi için bilgilendirici broşür, afiş,v.b materyallerin geliştirilerek işyerlerinde yaygın dağıtımının sağlanması

 

7)      “Toplumsal cinsiyet eşitliği” konularının ders olarak okutulması için yerellerde baskı oluşturacak girişimlerde bulunulması,

 

8)      Hasta tutsakların sağlık durumları, kadın intiharları ve kadın katliamlarına karşı tüm örgütlerle ortak çalışmaların güçlendirilmesi,

 

9)      Bütçe görüşmeleri sırasında''  Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçe'' talebimizin daha güçlü duyurulabilmesi için etkili eylem ve çalışmaların yapılması,

 

10)  KESK’in tüm toplantı, etkinlik ve çalışmalarına kadın üyelerimizin katılımını kolaylaştıracak çocuk bakım hizmetinin sağlanması,

 

 

 

Kararlaştırılmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KESK

CİNSEL TACİZE KARŞI POLİTİKA BELGESİ

 

AMAÇ

Cinsel taciz, cinsiyet ayrımcılığının bir parçasıdır toplumsal yaşamın her alanında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Cinsel taciz, maruz kalanlar açısından doğurduğu olumsuz sonuçlardan dolayı suç kapsamında değerlendirilmekte ve ceza konusu edilmektedir. Taciz suçu daha çok kadınlara karşı bir ayrımcılık biçimi olarak işlenmekle birlikte, farklı cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelim sahiplerine de yöneltilmektedir.

Bu politika belgesinin amacı, cinsel tacizden arınmış bir toplum yaratılması için Konfederasyonumuzun nasıl bir tutuma sahip olduğunun tüm kamuoyuyla paylaşılması ve konuyla ilgili mücadele kararlılığımızın ifade edilmesidir. KESK bu politika belgesi ile cinsel tacize karşı farkındalığın artması için çaba göstermeye, bu tür olayların engellenmesine, bu konudaki beyanlar söz konusu olduğunda, ilkesel tutum almaya hazır olduğunu bildirmektedir.

Bu politika belgesinin amacı, cinsel taciz ve cinsel saldırıdan arınmış bir çalışma ortamı yaratılmasına yönelik konfederasyonumuzun ilkelerini belirlemek ve düzenlemeleri tanıtmaktır. Bu politika belgesiyle KESK ve konfederasyona bağlı sendikaların cinsel taciz konusunda farkındalığın artması için çaba göstermeye, bu tür olayların engellenmesine, bu tür iddialar ve şikâyetler söz konusu olduğunda etkin bir soruşturma mekanizması işletmeye hazır olduğunu beyan eder. Konfederasyonumuz disiplin kurulu insan hakları ve toplumsal cinsiyet konularında eğitim almasını sağlar.

KESK, kendi bünyesinde ve bağlı sendikalarda ve örgütlü bulunduğu işkollarında, cinsel tacize karşı duyarlık yaratmayı ve taciz mağdurlarına destek vermeyi, kendi bünyesinde ve bağlı sendikalarda çalışanlar söz konusu olduğunda, bu konudaki her türlü iddia ve şikâyetleri titizlikle gündemine almayı ve ilgili kurullarında etkin bir şekilde takip etmeyi taahhüt etmektedir.

Bu politika belgesi, cinsel tacizin yaşanmadığı bir toplumsal ortamın yaratılmasına katkıda bulunmayı ve bu tür olayları engellemeyi amaçlamaktadır.

 Ancak belgenin amacı, bireyler arasındaki ilişkileri sıkı bir disipline sokmak, rızaya dayalı ilişkileri önlemek, belirli bir cinsel ahlakı dayatmak, ifade özgürlüğünü ve özgür tartışma ortamını engellemek, cinsel içerikli her tür kişisel gerilim ve rahatsızlıkları resmi süreçlere dâhil etmek ve sert yaptırımlarla karşılamak değildir. Bu belge, asıl olarak yukarıda belirtildiği gibi cinsel tacize karşı farkındalık yaratmayı, taciz sayılabilecek davranışları engellemeyi ve cinsel tacize maruz kalanları desteklemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca bu belge, cinsel tacize uğrayanların, kendilerini daha net ifade etmelerini güçlenmelerini sağlamayı amaçlar.

KESK, bu belge ile Kadın Sekreterliğine bağlı ve görevi işyerinde cinsel taciz konusunun, eğitim, basın yayın ve örgütlenme faaliyetleri başta olmak üzere, Konfederasyonumuzun her türlü faaliyetinde gündeme alınmasını sağlayarak farkındalık yaratmak olan bir komisyonlar oluşturacağını beyan etmektedir 

KAPSAM

Belgede yer alan hükümler Konfederasyonumuz bünyesinde çalışanları ve üyelerini kapsar. KESK, bu belge ile aynı zamanda bağlı sendikaların da kendi işkollarına ilişkin benzer tutum belgeleri oluşturmalarını teşvik eder.

TANIMLAR

Cinsel Taciz

Taciz; kişinin sahip olduğu özelliklere (din, dil, etnik köken, cinsiyet, ırk, yaş, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği vb.) yönelik küçük düşürücü, aşağılama, saldırı ve/veya hakaret içeren her türlü sözlü, fiziksel ve görsel davranışlardır. Tacizi belirleyen unsur niyet değil, diğer kişinin üstünde bıraktığı etkidir

Cinsel taciz ise bir kişinin kendi isteği dışında cinsel içerikli tekliflere, şakalara, hakaretlere ve/veya bunları içeren görsel, sözlü ya da fiziksel davranışlara maruz kalmasıdır. Türk Ceza Kanunu’nda cinsel taciz suçunu tanımlayan 105. maddenin gerekçesi cinsel tacizi “kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşımayan cinsel davranışlar” olarak tanımlamaktadır. Cinsel taciz kişiyle vücut teması bulunmadan yapılan ve rızaya dayalı olmayan, cinsel içerikli söz, tavır veya diğer davranış biçimlerini içerir. Olayın gerçekleştiği ortama ve “bağlam”a göre, ısrarla tekrarlanan eylemler ya da bir tek eylem cinsel taciz olarak değerlendirilir. “Süreklilik” önkoşul değildir.

 Cinsel taciz farklı biçimde gerçekleşebilir ve birçok kez kişiler maruz kaldıkları davranışın taciz olduğunun farkına varamayabilir.

¨      Cinsiyete yönelik taciz: Herhangi bir cinsel eylem içermeyen ama kişilerin cinsiyetine yönelik, sözlü, fiziksel veya simgesel olabilen tutumlardır

¨      Ortam tacizi: Bir bireyin performansına zarar vermeyi hedefleyen her türlü sözlü ya da fiziksel cinsel içerikli davranışlar.

¨      Cinsel içerikli tehditler: Açık ya da örtük bir şekilde kişinin işiyle ilgili tehdit veya şantaj yoluyla kişiye yönelik istenmeyen cinsel davranışlarda bulunmak ya da kişiyi cinsel davranışlarda bulunmaya mecbur bırakmak cinsel içerikli tehditlerin içine girer.

¨      İstenmeyen cinsel ilgi veya yakınlık: Kişiye yöneltilen ama kişi tarafından karşılık verilmeyen ve istenmeyen uygunsuz cinsel davranışların tümüdür. Bu davranışlar cinsel içerikli söylemler gibi sözel veya istenmeyen dokunuşlar gibi fiziksel davranışları içerebilir.

¨      Cinsel taciz sözle (cinsel içerikli söz atma), yazıyla (mektupla, cep telefonuyla mesaj atarak, e-mail vasıtasıyla cinsel içerikli beyanlarda bulunma veya cinsel ilişki teklifinde bulunma) veya işaret veya vücut parçalarının kullanılması yoluyla (cinsel çağrışımlı hareketlerde bulunma) gerçekleştirilebilir.

¨      Yukarıda tanımlanan davranışlar ya da yaratılan olumsuz ortamlar kendilerine yöneltilmiş olmasa bile, bu kişilerin işteki başarılarının olumsuz yönde etkilendiği durumlarda da taciz söz konusudur.

Temel kıstas tacizi gerçekleştiren kişinin bedenine herhangi bir koşulda temas etmemesidir. Bireyin bedenine herhangi bir temas söz konusu olduğunda, hareket cinsel taciz yerine cinsel saldırı olarak nitelendirilir.

 

İşyerinde Cinsel Taciz

İş yerinde cinsel taciz, kişinin istenmeyen sözlü, fiziksel ya da görsel cinsel davranışlara çalışma ortamında maruz kalmasıdır.

¨      İki taraf arasında güç eşitsizliğinin olması, bir tarafının diğerine bağımlı/mecbur olması ve sosyal hiyerarşi cinsel tacize zemin hazırlayan önemli unsurlar olsa da iş yerinde cinsel tacize her çalışan uğrayabilir. Tacizde bulunan birey; işveren ya da çalışan olabildiği gibi tacize uğrayan kişi aynı cinsiyetten, üst kademeden ya da alt kademeden olabilir.

¨      Cinsel içerikli teklifi kabul etmediği takdirde kişinin iş hayatıyla ilgili bedeller ödeyeceği, kabul ettiği takdirde ise hak etmediği kazançlar sağlayacağının açık olarak söylendiği veya ima yoluyla belirtildiği durumlarda iş yerinde cinsel taciz kapsamına girer.

¨      İş yerlerinin hiyerarşik yapılanması ve güç eşitsizliği daha düşük konumdaki kişilerin; ataerkil yapılanma ve işyerinde üst yönetim düzeylerinde genelde erkek çalışanların olması ise kadınların iş yerindeki cinsel tacize daha sık hedef olmasına sebep olmaktadır.

 

İLKELER

 

·         KESK üyeleri ve çalışanları arasında ırk, dil, din, cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelime dayalı ayrımı yapmaz. Bağlı sendikaların da üye ve çalışanları arasında ayrım yapılmamasını takip eder.

·         Cinsel taciz yasaların belirlediği dar çerçevede değil, insan hakları ihlali boyutuyla değerlendirilir.

·         KESK’in cinsel tacize karşı tutumunu aynı zamanda cinsiyete, cinsel kimlik ve cinsel yönelime dayalı ayrımcılığa karşı tutumunun bir sonucudur.

 

Gizlilik İlkesi

KESK cinsel taciz beyanlarının ele alınmasında, tüm aşamalarda başvuru sahibi kişi ve şikâyet edilen kişinin özel hayatlarının gizliliği ilkesine uygun davranacaktır. Gizlilik ilkesi, özellikle cinsel taciz beyanlarının, ihtilaf halindeki kişilerin özel yaşamlarıyla ilgili ayrıntıların sosyal ortama taşınmadan çözüme kavuşturulabilmesi ve netleştirilebilmesi açısından da önem taşımaktadır.

Beyan

Cinsel taciz çoğu zaman iki kişi arasında geçen ve kanıtlaması zor olan bir olgudur ki bu durum, tacize uğrayanları suskun kalmaya itmekte ve dolayısıyla tacize uygun bir ortam yaratmaktadır. Disiplin Soruşturmasının başlatılması için süre koşulu aranmaksızın  “Bireyin beyanı” esas olarak kabul edilecektir.

 

Bu belge KESK'in disiplin kurulu yönetmeliğinin yeniden düzenlenmesinde ve bu tür durumların ele alınmasında referans niteliğindedir.

Lock full review www.8betting.co.uk 888 Bookmaker