5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü Konseri

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü” etkinlikleri çerçevesinde 3 Ekim 2015 tarihinde Konyaaltı Açıkhava Tiyatro’sunda İlkay Akkaya, Grup Marsis, Eğitim Sen Antalya Şubesi Müzik Grubumuzun katılımıyla konser düzenledik. Geceye Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, HDP Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, siyasi parti başkanları ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri katıldı. Muratpaşa Belediyesi Başkanı Ümit Uysal eğitim emekçilerine toplumsal ve sosyal alanda büyük görevler düştüğünü söyledi. Demokrasi ve özgürlüklere bugün daha da çok sahip çıkılması gerektiğini belirterek örgütlüğün önemine değindi.  Kendisinin de eğitim emekçisi çocuğu olduğunu söyleyerek onların sorunlarına vakıf olduğunu ve her zaman eğitim emekçileriyle dayanışma içerisinde olacaklarını vurguladı.

Şube Başkanımız Kadir Öztürk, 1 Ekim 2015 tarihinde sonsuzluğa uğurladığımız TÖB DER kurucularından ve demokratik öğretmen hareketinin içinde bir sıra neferi olan Kazım Köroğlu’nu saygıyla anarak konuşmasına başladı.

 

Konuşma metninin tamamı ektedir.

 

 

Yoldaşlar, mücadele arkadaşlarım, eğitim emekçilerinin dostları,

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü nedeniyle düzenlediğimiz geceye hoş geldiniz. Hepinizi yürütme kurulu üyelerimiz adına saygıyla selamlıyorum.

Yoldaşlarım, dostlarım, mücadele arkadaşlarım,

Kundaktaki bebeklerimizin gözümüzün önünde katledilişini izliyoruz. Anaokullarından üniversitelere kadar eğitimin her aşamasındaki onlarca öğrencimizin katledilişine tanık oluyoruz.

Gezi’den Suruç’a, Cizre’ye kadar her yaştan öğrencilerimizi kendi ellerimizle toprağa verdik, vermeye devam ediyoruz. Koruyamadık, koruyamıyoruz onları.

Gençlerimiz, çocuklarımız gibi kadınlarımız da erkek egemen anlayış nedeniyle sokakta, kirli savaşta katlediliyor; onların katledilişine de tanık oluyoruz. Ne acıdır ki Özgecanların, Eminelerin de katledilmesine engel olamadık, olamıyoruz.

Emperyalistlerin açık katliamlara giriştiği, bu nedenle daha insanca bir yaşam umuduyla göz göre göre ölüme giden milyonların yaşadığı, çocuk cesetlerinin kıyılara vurduğu bir dönemde 5 Ekim Öğretmenler Günü’nü yaşıyoruz.

Böyle özel bir günde eğitim emekçilerinin taleplerini haykırmamız gerekli belki. Daha çok ücret, daha iyi çalışma koşulları talep etmeliyiz. Ancak içinde yaşadığımız bu koşullarda bu insanlık dramına dikkat çekmeye, taleplerimizi dillendirmekten daha çok bir özeleştiri yapmaya, daha yakıcı sorunları konuşmaya ihtiyacımız var.

Binlerce öğretmeni cezaevlerine gönderen, işkenceden geçiren, sürgün eden, dönemin en etkili öğretmen örgütü TÖB-DER’i kapatan 12 Eylül darbecileri, bizimle alay eder gibi 24 Kasım’ı, 1981 yılında “Öğretmenler Günü” olarak ilan etmiştir. Ne yazık ki önemli bir öğretmen kitlesi de askeri rejimin kendilerine uygun gördüğü tarihi, çekilen onca acıya rağmen kabul etmiştir ve maalesef bugün daha çok kabul etmektedir.

Yine ne yazık ki büyük insanlık da bugün bu kadar büyük acılara katlanıyor. Sesini, gücünü birleştiremiyor. Emperyalistlerin vahşetine, halkları birbirine boğazlatmasına karşı koyamıyor. Aksine onların oyunlarına geliyor göz göre göre. Ama biz umutsuz olmamalıyız. Bizim Köroğlularımız, Dadaloğlularımız, Che Guevaralarımız, Nazım Hikmetlerimiz, Mahirlerimiz, Denizlerimiz var. Daha yakında kaybettiğimiz ve benim de şahsen tanıma şansına eriştiğim Kazım Köroğlu ağabeyimiz var. Çok sevdiğim Kazım ağabeyinin şahsında tüm demokrasi, özgürlük ve devrim şehitlerinin anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

Bizler gelecek güzel günlere inanmak ve o günler için mücadele etmek zorundayız. Büyük ustanın dediği gibi “Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”

 

Değerli arkadaşlar,

Öğretmen, alanındaki gelişmeleri izleyen, irdeleyen, toplumun hafızasını diri tutan bir beyin emekçisidir. Ancak kendi beyninin de özgür olması şartıyla. Öğretmen halkına, çağına sorumluluk duyan bir entelektüel olmalıdır.

OECD raporlarına göre Türkiyeli öğretmenler, Avrupalı meslektaşlarından iki yüz saat daha fazla çalışmalarına rağmen onlardan çok daha düşük ücretler alıyorlar.

“Dünyada 5 Ekim’de kutlanan “Öğretmenler Günü”nü, askeri rejimin komutuyla 24 Kasım’da kutlayan ve buna dişe dokunur bir demokratik tepki göstermeyenlerin “maaşının” da yetersiz olması son derece normal değil midir?

Yoldaşlarım,

Demokratik bilinci olmayanın mesleki yeterliliği de bireysel gelişimi de çok tartışmalıdır.

Toplumun en okumuş yazmışı olduğunu, insanları eğittiğini iddia edenlerin demokrasi konusunda dilsizmiş gibi davranması kabul edilemez ve anlaşılamaz.

Yeryüzünde entelektüel kadroları oluşturan eğitimciler, bizde, az maaşa talim eden, yaşam çilesi çeken sıradan devlet memuruna dönüştürülmüş, daha da vahimi bu rol öğretmenlerce de neredeyse benimsenmiştir.

Arkadaşlarım,

Eğitimin öznesi öğrencilerdir.  Eğitim emekçileri olarak bugün en acil görevimiz onların hayatta kalmasını sağlamak, mültecileşmelerinin önüne geçmektir. Yalnızca eğitim ve eğitimcilerin sorunlarını konuşabileceğimiz 5 Ekimlerin olması ancak bugünkü görevimizi başarmamızla mümkündür.

“Birini eğitmenin temel amacı, onu sürekli sorular soran biri haline getirmektir,” der bir düşünür. Soru sormayan, sormayı da öğretemez.

Önce biz sormalıyız: Neden öğrencilerimiz katlediliyor?

Biz ülkemizdeki bu kirli savaşı ve bölgemizdeki savaşları durdurmak için ne yapıyoruz, ne yapabiliriz?

Öğrencilerimiz, etnik kimiği,  inancı, rengi, cinsiyeti, sınıfsal konumu nedeniyle niçin ötekileştiriliyor?

Neden ille de egemenin dilini konuşmak, neden ille de egemenin ibadetini yapmak zorunda öğrencilerimiz?

Entelektüel insan duyarlıdır. Dünyaya karşı, ülkesine karşı duyarlıdır. Çevreye karşı duyarlıdır. İnsana karşı duyarlıdır. Ve biz eğer entelektüelsek  her şeyden önce öğrencilerimize karşı duyarlı olmalıyız. Bu kirli savaşa onları kurban vermemeliyiz. Onları yaşatmanın bir yolunu bulmalıyız geç olmadan.

Dostlar,

KİRLİ SAVAŞIN TEMEL NEDENİ TEKÇİ ANLAYIŞTIR. KİMLİKLERİN, İNANÇLARIN REDDİDİR. Yok sayılanlara, inkar edilenlere, görmezden gelinenlere sahip çıkalım, katliamlara sessiz kalmayalım; ses verelim ki sesimiz çoğalsın. Öylesine çoğalsın ki Taksim’de, Kızılay’da, Diyarbakır’da yankılansın. Ses verelim ki saraylarda, kışlalarda, dağlarda barış çığlığımız duyulsun.

Hep bir ağızdan ses verelim savaşa karşı çıkalım ki Kürt, Türk, Alevi, Sünni gençler ölmesin.

Çocukların, çocuklarımızın mülteci olarak Akdeniz’in sularında kaybolmasına izin vermeyeceğimizi egemenlere haykırmak için ses verelim.

Einstein, “dünyayı yaşanmaz hale getirenler kötüler değil, onların yaptıklarına ses çıkarmayan sessizlerdir,” der. O nedenle sesimizi yükseltelim, mücadele edelim, örgütlenelim ki eğitim emekçilerinin sorunlarını özgürce tartışabileceğimiz ve çözebileceğimiz günler gelsin.

Dostlar,

Unutmayalım ki biz,

Siyanüre karşı Bergama köylüleri gibi,

Üç kuruşa çalıştırılan, iş güvencesi olmayan, iş güvenliğinden yoksun,  Soma ve Ermenek madencileri gibi,

"Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda,

Son balık öldüğünde, paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaksınız." diyen Kızılderililer gibi;

Derelerini, derelerin hayat verdiği doğal çevreyi korumaya kararlı Karadeniz ve Akdeniz köylüleri gibi,

HESlere  karşı yiğitçe mücadele eden  Ahmetler halkı gibi,

Termik santrallere karşı direnen yöre halkları gibi,

Nükleer santrale karşı etkinlikler yapan Silifke ve Sinop halkı gibi,

Haklarını arayan esnaflar gibi,

Grevdeki sanayi işçileri gibi,

Ürününü yok pahasına satan-kimi zaman da hiç satamayan- çiftçiler gibi,

Ana sütü kadar helal ana dilleri için mücadele eden halklar gibi,

Çocuklarımızdan emanet aldığımız dünyanın; daha yaşanabilir bir yer olması için, yolsuzluğa, rüşvete, savurganlığa aktarılan kaynakların, eğitime, sağlığa, yaşanabilir bir çevreye, işçilere, emekçilere, çiftçilere ve esnafa aktarılması için mücadele eden EĞİTİM EMEKÇİLERİYİZ.

Yoldaşlar,

Hep birlikte, "Bir ağaç gibi hür, bir orman gibi kardeşçe" yaşamak isteyen eğitim emekçileri olarak KURTULUŞUN kendi ellerimizde olduğunu biliyoruz.  Bu bilinçle YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ ve BİRLİĞİ, YAŞASIN BARIŞ diye haykırıyoruz.

Bu bezirgân saltanatını, bu zulmü biz bitireceğiz. YAŞASIN İŞ, EKMEK, ÖZGÜRLÜK MÜCADELEMİZ. HAKLIYIZ ve MUTLAKA BİZ KAZANACAĞIZ.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Lock full review www.8betting.co.uk 888 Bookmaker